Çoğu çift, bir süredir birlikte oldukları için birbirlerini iyi tanıdıklarını varsayar. Oysa birini tanımak, bir kez kazanılıp sonsuza kadar elde tutulan bir şey değildir. Daha çok, dikkatinizi vermeye devam edip etmediğinize göre ya gelişen ya da sessizce duraklayan bir beceriye benzer. Aşağıda uyum içindeki çiftlerde görülen işaretleri ve yeniden daha dikkatli bakma vaktinin gelmiş olabileceğini gösteren birkaç işareti bulacaksınız.
Birlikte Geçen Zaman Anlamayı Garanti Etmez
Williams College'dan Kenneth Savitsky ile Chicago Üniversitesi'nden Boaz Keysar ve Nicholas Epley'nin 2011'de yayımlanan çalışmasında, ortalama 14 yıldır evli olan 24 çift bilerek muğlak bırakılmış cümleleri çözmeye çalıştı. Bunlar, konuşanın aklından geçene göre farklı anlamlara gelebilen cümlelerdi. Katılımcılar birbirine arkası dönük oturdu ve her cümleyi ya kendi eşinden ya da bir yabancıdan duydu. Eşler birbirini yabancılardan daha iyi anlamadı. Onları ayıran şey ne kadar emin olduklarıydı: Anlaşıldıklarından daha emindiler, ama bu güven gerçekten anlaşılıp anlaşılmadıklarıyla örtüşmüyordu. Araştırmacılar buna yakınlık-iletişim yanılgısı adını verdi ve insanların yakın biriyle konuşurken tetikte olmayı bıraktığını yazdı. Aşinalık açıklama yapmayı bıraktırır, çünkü karşınızdakinin sizin bildiklerinizi zaten bildiğini varsayarsınız. Günlük hayatta bu sessizce olur: Gerekçeyi atlarsınız, cümleyi yarım bırakırsınız ve nadiren düzeltildiğiniz için varsayımınız hiç sınanmaz. Birlikte geçen zaman kendiliğinden isabet getirmez, emin olma hissi getirir. Bir şey onları sürekli yoklamadıkça bu ikisi birbirinden uzaklaşır.
Sadece Bilgileri Değil, Tepkileri de Tahmin Edebilirsiniz
Birinin en sevdiği filmi bilmek bir bilgidir. Tuhaf bir sosyal ortama girdiğinde ne hissedeceğini tahmin edebilmek ya da zorla sohbet etmektense partiye hiç gitmemeyi seçeceğini bilmek ise daha derin bir şeydir. Uyum içindeki çiftler yalnızca tercihleri hatırlamakta değil, tepkileri ve duygusal karşılıkları tahmin etmekte de genelde iyidir. Psikologlar buna empatik doğruluk der; William Ickes 1993'te bu kavramı, başka birinin düşüncelerinin ve duygularının içeriğini doğru çıkarabilme becerisi olarak tanımladı. Bu ayrım önemlidir, çünkü bilgiler yerinde durur; tepkiler ise değişir ve onları takip etmek sürekli dikkat ister.
Sessizlik Rahatsız Etmez
İlişkinin başında sessizlik doldurulması gereken bir boşluk gibi gelebilir. Birbirini iyi tanıyan çiftler ise sessizlikten rahatsız olmaz: bir araba yolculuğu, bir yemek ya da sürekli konuşmadan aynı odada geçen bir akşam. Bu rahatlık, konuşarak kanıtlamaya gerek duymayan bir güvenden gelir.
Küçük Değişimleri Fark Edersiniz
Partnerinin açıkça üzgün olduğunu herkes anlar. Uyum içinde olmak, daha küçük işaretleri, yani biraz daha kısa bir cevabı, ses tonundaki bir değişikliği ya da her zamankinden biraz düşük enerjiyi, belirgin bir soruna dönüşmeden yakalamaktır. Bu tür bir dikkat yoğun ilişkilerde zamanla azalır; insanlar önemsemeyi bıraktığı için değil, rutin bakmayı bırakmayı kolaylaştırdığı için.
Onun Hakkındaki Resminizi Güncellersiniz
İnsanlar değişir. Beş yıl önce bir yemekten nefret eden biri şimdi onu seviyor olabilir. Eskiden çok sosyal olan biri, iş stresi ya da hayatındaki bir değişiklik yüzünden şimdi daha çok sessizlik istiyor olabilir. Sık düşülen bir tuzak, partnerinizin eski bir versiyonuyla yaşamaya devam etmektir: bir şeye nasıl tepki vereceğini, bugünkü hâline göre değil, eskiden nasıl biri olduğuna göre bildiğinizi varsaymak. Yeni evliler üzerine yapılan bir araştırma da aynı yöne işaret ediyor: Evliliklerinin ilk yıllarında izlenen çiftlerde, birbirinin düşüncelerini ve duygularını doğru okuma becerisi ilk yıldan sonra ölçülebilir biçimde düştü (Kilpatrick, Bissonnette ve Rusbult, 2002). Resmi güncel tutan şey aşinalık değil, dikkattir. Uyumlarını koruyan çiftler varsayımlarını olduğu gibi kabul etmek yerine onları yeniden yoklamaya devam eder.
Asıl Mesele Hakkında Tartışırsınız
Bir çiftin nasıl tartıştığı, birbirini ne kadar iyi anladığı hakkında çok şey söyler. Uyum içindeki partnerler başka konuların arkasına saklanmadan asıl mesele hakkında tartışır ve bir anlaşmazlığın ortasında bile karşısındakini neyin rahatsız ettiğini çoğu zaman sezebilir. Tartışmalarda sürekli birbirinizin derdini ıskalıyorsanız, bu genelde gündelik anlayışınızın ikinizin de fark ettiğinden daha çok zayıfladığının işaretidir.
Bunu Sınamanın Basit Bir Yolu
Bunların çoğunu içeriden değerlendirmek zordur, çünkü herkes partnerini epey iyi tanıdığını varsayar; kör nokta dediğimiz şey de budur. Daha güvenilir bir yol, genel bir hisse güvenmek yerine tahminleri doğrudan sınamaktır. Chaos Meter'ın arkasındaki fikir de bu: Partnerlerden biri belirli, varsayımsal bir durumu puanlar, diğeri tam sayıyı tahmin etmek zorundadır. “Birbirimizi iyi tanıyoruz” gibi belirsiz bir his, tur tur ölçebileceğiniz ve tahminlerinizin nereye düştüğünü açıkça gösteren bir şeye dönüşür.
Birkaç tur genelde iki yönde de bir şey öğretir. Bazen birbirinizi iyi okuduğunuzu doğrular, bazen de şaşırtıcı bir ıska ikinizin de beklemediği bir sohbeti başlatır. İki sonuç da işe yarar. Uyum içinde olmak her tahmini tutturmak demek değildir; yoklamaya devam edecek kadar meraklı kalmak demektir.
Yanlış Bir Tahmin Size Ne Söyler?
Her ıska aynı anlama gelmez; asıl okunması gereken şey farkın büyüklüğüdür. Chaos Meter'da tam isabet 5 puan, bir puan yakın tahmin 2 puan kazandırır; iki ve üzeri farkta ise kimse puan almaz ve ceza kartı çekilir. Eşiğin ikide olması bilinçli bir tercih. Bir puanlık fark çoğu zaman gürültüdür: aynı duyguyu farklı yuvarlayan iki kişi, birinin 6 dediğine diğerinin 7 demesi. İki puanlık fark ise aynı olayın farklı okunmasıdır: Biriniz durumu biraz can sıkıcı bulmuştur, diğeriniz ciddi bir sorun. Puanlamanın eski bir sürümünde fark büyüdükçe puanlayan oyuncu puan kazanıyordu. Bunu kaldırdık, çünkü okunması zor olmayı sessizce ödüllendiriyordu; bu da oyunun amacının tam tersiydi. Bir oturumdan beklediğiniz yüksek bir puan değil, farkların on iki durumdan hangilerinde çıktığını görmektir.
Farklar Genelde Nerede Çıkar?
Ücretsiz destedeki 144 durumun her biri tek bir duygu etrafında yazılır ve sorusunda o duyguyu adıyla sorar: sinir puanın, utanç puanın, panik puanın. Dağılım bilerek dengesiz: 44 sinir, 29 utanç, 23 panik kartı; ardından pişmanlık, ihanet ve stres için daha küçük gruplar geliyor. Bu dağılım, çiftlerin genelde ayrıştığı yerleri izler. Ne kadar sinirleneceğinizi puanlamak, başka birinin davranışı hakkında bir yargıdır; bu yüzden neyin kabul edilebilir olduğuna dair farklı ölçüleri ortaya çıkarır. Utanç ve panik ise sizin açıkta kalmanızla ilgilidir; ikinizin de göz önünde olmakla nasıl baş ettiğini gösterir. Tahmin etmesi en zor kartlar iki duygunun arasında duranlardır, yani hem utandıran hem sinirlendiren durumlar; çünkü karşınızdakinin sizde hangisinin ağır basacağına karar vermesi gerekir.
Büyük Bir Fark Ne Zaman Konuşulmaya Değer?
Büyük bir ıska her zaman karşınızdakini yanlış okuduğunuz anlamına gelmez. Çoğu zaman ikiniz farklı sahneler hayal etmişsinizdir. Partneriniz bir duruma 9 verdiyse ve siz 3 tahmin ettiyseniz, işe yarayan hamle tahmininizi savunmak değil, sayının arkasındaki sahneyi sormaktır: “Neden 9 dedin?” değil, “9 derken gözünün önünde ne vardı?” İnsanlar karttaki cümleyi değil, kafalarındaki sahneyi puanlar ve bilgi o sahnenin içindedir. Bunu tek bir kartla sınırlı tutun. Bütün akşamın hesabını sormaya dönüşen bir oyun, oyun olmaktan çıkar; sonraki turun cevapları da temkinli gelmeye başlar ve sayılar tam o noktada anlamını yitirir.
Sıkça Sorulan Sorular
Partnerinizi ne kadar iyi tanıdığınızı ölçmenin gerçek bir yolu var mı?
Tahminleri doğrudan sınamak, genel bir histen daha güvenilirdir. Chaos Meter'daki gibi belirli bir varsayımsal durumu puanlayın ve partnerinizin sayıyı tahmin etmesini isteyin; zaten bildiğinizi varsaymayın.
Birini iyi tanımak, onun sizi hiç şaşırtmayacağı anlamına mı gelir?
Hayır. Şaşırtıcı bir ıska da işe yarar. Önemli olan kusursuz bir sicil değil, varsayımlarınızı yoklamaya devam edecek kadar meraklı kalmaktır.
Uzun süredir birlikte olmak, birbirinizi daha iyi tanıdığınız anlamına mı gelir?
Kendi başına hayır. Yakınlık-iletişim yanılgısı üzerine yapılan araştırma, eşlerin birbirini yabancılardan daha iyi anlamadığını ama anladıklarından daha emin olduklarını gösterdi. Emin olma hissi zamanla artar; isabet ise ancak yoklamaya devam ederseniz artar.
Birbirimizi sık sık yanlış tahmin etmemiz kötü bir işaret mi?
Bir puanlık fark gürültüdür. Asıl dikkat edilmesi gereken, para, aile ya da başkalarıyla yapılan planlar gibi tek bir konuda toplanan büyük farklar; çünkü bunlar ikinizin hiç karşılaştırmadığı bir ölçüye işaret eder.
Ne sıklıkla yeniden yoklamak gerekir?
Çoğu çift için ayda bir yeter. Sabit bir aralıktan çok, yeni bir iş, taşınma ya da değişen uyku düzeni gibi gündelik hayatı değiştiren her şeyden sonra yoklamak daha faydalıdır.
Partnerimi nasıl daha iyi tanıyabilirim?
Bilgi değil, tepki sorun. En sevdiği film ya da çocukluğunun geçtiği sokak gibi bilgiler toplamak yerine, bir şey karşısında ne hissedeceğini tahmin edin ve sonra doğru bilip bilmediğinize bakın. Bilgiler aynı kalır; tepkiler insanla birlikte değişir ve bir tanesini yanlış tahmin etmek, henüz fark etmediğiniz şeyi bulmanın en hızlı yoludur.
Kaynaklar
- Savitsky, K., Keysar, B., Epley, N., Carter, T., & Swanson, A. (2011). The closeness-communication bias: Increased egocentrism among friends versus strangers. Journal of Experimental Social Psychology, 47, 269–273.
- Ickes, W. (1993). Empathic accuracy. Journal of Personality, 61(4), 587–610.
- Kilpatrick, S. D., Bissonnette, V. L., & Rusbult, C. E. (2002). Empathic accuracy and accommodative behavior among newly married couples. Personal Relationships, 9, 369–393.

